Ana sayfa

VİZYONDA BU HAFTA (29 EKİM 2004)

AYAKLARI YERE BASAN GERÇEKÇİ BİR TARİHİ FİLM

Ünlü Kral Arthur ve Sihirbaz Merlin efsanesi gerçek öyküsüyle beyazperdede

KRAL ARTHUR (King Arthur)

Yönetmen : Antoine Fuqua

Senaryo : David Franzoni

Oyuncular : Cliwe Owen, Keira Knightley, Ray Winston, Ioan Gruffudd, Hugh Dancy, Ray Stevenson, Stellan Skarsgard, Til Schweiger

2004 / ABD-İrlanda ortak yapımı

İngilizce / 126 dk.

Roma İmparatorluğu tarafından Britanya’ya gönderilen Arthur’un tek amacı bir an önce arkadaşlarıyla birlikte özgürlüklerine kavuşmaktır. Britanya’dan kurtulup, doğduğu topraklara Roma’ya dönmek istemektedir. Ancak ona ve arkadaşlarına son bir görev verilir. Yuvarlak Masa Şövalyeleri olarak bilinen Lancelot, Galahad, Bors, Tristan, ve Gawain’le birlikte Britanya’da son bir kurtarma operasyonu yapmaları gerekmektedir. Eski düşmanı Merlin ile cesur Guinevere’nin desteğini alan Arthur, işgalci Saksonların karşısına dikilir ve tarihin akışını değiştirmeye çalışır.

“Training Day / İlk Gün” filmiyle hafızalara kazınan yetenekli yönetmen Fuqua’nın imzasını taşıyan tarihsel savaş film, inanılmaz sade ve gerçekçi. Buna rağmen uzun süre akıldan çıkmayacak savaş sahnelerine sahip. Görüntü yönetimi çok titiz yapılmış filmin oyunculuğu da birinci sınıf. Owen Wilson ve güzeller güzeli Keira Knightley’in kimyası mükemmel. Sakson kralı rolünde İsveçli aktör Stellan Skarsgard ve prens rolünde oynayan Til Schweiger çok iyiler. Büyük ölçüde Britanyalı oyuncuların yer aldığı Britanya öyküsünü özellikle tarihsel ve savaş filmlerinden hoşlananlar kaçırmasınlar. Buzun üzerinde çekilen enfes sahneye özellikle dikkat. (8/10)

 

AKSİYON ÜSTÜ ‘AŞK HER YERDE’ FİLMİ

Adalıların bu haftaki ikinci örneği aksiyon katkılı bir “Aşk Her Yerde” kopyası.

YANLIŞ HESAP (Intermission)

Yönetmen : John Crowley

Senaryo : Mark O’Rowe

Oyuncular : Colin Farrel, Cillian Murphy, Kelly Macdonald, Shirley Henderson

2003 / İrlanda-İngiltere ortak yapımı

İngilizce / 102 dk.

Dublin’de sıradan bir işte çalışan John ile kız arkadaşı Deirdre henüz ayrılmamışlardır fakat ilişkilerine bir ara vermeye karar vermişlerdir. Deirdre, Sam adlı evli ve orta yaşlı bir bankacıyla flört etmeye başlar. Sam bu yeni gelişen olaya fena halde bozulmaktadır. Bir süre sonra da işini kaybeden Sam, kendini tuhaf işler! yaparken bulur birden.

Dublin’de geçen öykü baştan aşağı bir İrlanda panoraması çiziyor ve aslında toplam 11 farklı hikaye anlatıyor. Hikayelerin 54 tane karakteri var. Hayatın rüzgarına kapılmış insanlar ve onların sevgiyi ararken kendilerini dolambaçlı yollarda bulmalarının hikayesi. Oldukça iyi başlayan film, yarım saat sonra geçen sene izlediğimiz komik ve romantik “Aşk Her Yerde”ye dönüşüyor birden. Adrenalin yüklemesi yapmak yerine adrenalin kusması yapan bir film bu. Fazla yaratıcı ve çılgın olmak istemenin tuzağına düşmüş bir çorba yani. Hafif toplumsal gazlamalar içeren fakat sıradan olmanın ötesine gidemeyen ve aslında hiç de mütevazi olmayan, iddialı ama başarılı olarak niteleyemeyeceğimiz bir film “Yanlış Hesap”. Filmin adı üzerinde; yönetmenin hesabı yanlış olmuş bence. (4.5/10)

ALIEN VE PREDATOR, KOZLARINI DÜNYADA PAYLAŞIYORLAR

Beyazperdenin en korkutucu uzaylıları bu kez karşıya karşıyalar; üstelik dünyada.

ALIEN PREDATOR’A KARŞI (AVP:Alien vs. Predator)

Yönetmen : Paul W.S. Anderson

Senaryo : Paul W.S. Anderson

Oyuncular : Sona Lathan, Raoul Bova, Lance Henriksen, Even Bemmer

2004 / ABD-Çek Cumhuriyeti ortak yapımı

İngilizce / 101 dk.

Efsaneye dönüşmüş “Alien” ve “Predator” filmlerinin sonuncusu “Resident Evil” filmiyle tanınan Paul W.S. Anderson’a teslim edilmiş. Bu kez uzaylı iki canavar aynı filmde. Kapışma mekanı ise dünyamız. Aksiyon katkılı bilimkurgu-gerilim günümüzde geçiyor.

Bir grup bilim adamı önemli bir arkeolojik buluş yapmak üzere Antarktika’ya çağrılırlar. Fakat kendilerini yüzyıldır beklenen bir av partisinin ortasında bulurlar. Tarihin en büyük düşmanları olan Alien’lar ve Predator’ler birbirleriyle savaşırken, insanlar da bu savaştan nasiplerini fazlasıyla alırlar tabii.

1979 yılında Ridley Scott tarafından çekilen ve bir fenomen halini alan uzaylı canavar “Alien” tam dört kez beyazperdeye yansımıştı. “Aliens” adlı ikinci bölümü James Cameron, “Alien 3”ü David Fincher, son Alien filmi olan “Alien:Resurrection / Diriliş”i de Jean Pierre Jeunet yönetmişlerdi. Bu dört ünlü yönetmenin yönettiği her bölüm kendi başına bir klasik olmuş ve gişede rekorlar kırmıştı. Başka bir uzaylı canavar olan Preadator ise ilk olarak John Mc Tiernan yönetiminde 1987’de çekilmişti. “Predator 2” ise 1990’da yansıdı beyazperdeye. Uyanık yapımcılar bu çok sevilen ve korkulan iki yaratığı 2004’de bir araya getirmişler. Film, eski öykülerden ve inandırıcılıktan bir hayli uzak olsa da zaman zaman korkutmayı başarıyor. Türün ve yaratıkların özel hayranları kaçırmamalı. Filmin afişinde şöyle yazıyor: Hangisi kazanırsa kazansın, kaybeden insanlar olacak. Bence doğrusu şu: Kim kaybederse kaybetsin, asıl kazanan Hollywood. (6/10)

 

TESTERE İLE AYAK KESMEK BU DENLİ KOLAY MI?

Bir ilk film olan “Saw/Testere” zorlamalara kurban gitmiş çok zeki olmaya çalışan kurnaz bir ‘korku-gerilim’ denemesi.

TESTERE (Saw)

Yönetmen : James Wan

Senaryo : James Wan, Leigh Whannell

Oyuncular : Cary Elwes, Leigh Whannell, Monica Potter, Danny Glover, Ken Leung

2004 / ABD yapımı

İngilizce / 100 dk.

İki adam, yıkık dökük bir banyoda zincirle bağlanmış halde uyanırlar. Birbirelerini tanımamakta ve oraya nasıl getirildiklerini hatırlayamamaktadırlar. Üstüne üstlük banyonun tam ortasında kanlar içinde bir ceset bulunmaktadır. Onları banyoya kitleyen katilin isteği birbirlerini öldürmeleridir. Sağ kalan kurtulacaktır.

Çok iyi başlayan film, oldukça sıradan bitiyor. James Wan ve Leigh Whannell adlı genç sinemacılar, Testere’nin öyküsünü birlikte yazmışlar. Parlak buluş, gençlerin para desteği bulmalarını sağlamış. James Wan filmi yönetmiş. Senaryoya imza atan diğer genç Whannell ise başrollerden birini üstlenmiş. Fakat bence bu iki adam gençliklerinin ve heyecanlarının kurbanı olmuşlar. Bazı eleştirmenlerce “Seven / Yedi”ye benzetilen film, oldukça zeki olduğunu sanıyor. Bence buna zekadan çok kurnazlık demek gerekli. Bir takım ‘kurnaz’ numaraya başvuran film, bence klişe ve sıradan olmanın ötesine pek geçemiyor. Bir de şu var, incecik bir testereyle ayak kesmek bu denli kolay olmamalı! Ayakta inatçı ve kocaman bir kemik var sanırım. Yine de açılış sahnesi ve gençlerin taze buluşu hatırına izlenebilir. Türün meraklıları ise zaten izleyecektir. (5/10)