Ana sayfa

VİZYONDA BU HAFTA (26 KASIM 2004)

NAİF, SICACIK VE ŞİİRSEL

Ahmet Uluçay’ın bol ödüllü ilk uzun metraj filmi sinemalarda

KARPUZ KABUĞUNDAN GEMİLER YAPMAK

Yönetmen : Ahmet Uluçay

Senaryo : Ahmet Uluçay

Oyuncular : İsmail Hakkı Taslak, Kadir Kaymaz, Gülayşe Erkoç, Boncuk Yılmaz, Mustafa Çoban, Fizuli Caferov, Ahmet Uluçay, Aysel Yılmaz

2004 / Türkiye yapımı

Türkçe / 100 dk.

60’lı yılların ortası. Kütahya’nın Tavşanlı kasabasına bağlı Tepecik köyündeyiz. Yazları kasabada çıraklık yapan iki köylü çocukla tanışıyoruz. Recep, bir karpuzcunun, Mehmet ise bir berberin çırağı. En büyük ortak tutkuları ise sinema. Geceleri, köye dönünce evlerinin terkedilmiş ahırında bir yandan derme-çatma bir film projeksiyon makinesi yapmaya çalışırlarken bir yandan da gelecek için rejisörlük hayalleri kuruyorlar. Köyün delisi deli Ömer, çocukların bu sinema sevdasının tek tanığı ve destekçisi. Recep, kasabada annesi ve kız kardeşiyle yaşayan kendinden yaşça büyük Nihal’e aşık. Sinema ve Nihal, yaşama tutunduğu iki dal.

Ahmet Uluçay’ın ilk uzun metrajlı filmi olan “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak”ın öyküsü kısaca bu. Film özyaşamsal bir yan taşıyor. Bir kış akşamı köy ilkokuluna seyyar bir sinemacı gelir. Köyde henüz elektrik yoktur. Bir motopompa monte edilmiş jeneratörün ürettiği elektrikle çalışan bir göstericiyle köyün ilkokulunda bir film gösterimi yapar. Bu karanlık köyde sinemanın etkisi büyük olur. O kış akşamı, gösterinin ardından, salondaki çocuklardan birinin yaşamı değişir. O çocuk o gün, artık bir ömür aklının ve gönlünün sinemadan başka hiçbir şeye gitmeyeceğini anlar. İlkin bir sinema makinesi yapmayı düşünür. Ardından film çekmeyi. O çocuk büyür ve Ahmet Uluçay oluverir. 1954 Tepecik köyü doğumlu Uluçay, halen aynı yerde yaşıyor. Karpuz Kabuğundan Gemiler yapmak, yalnızca çocukların yaşayabileceği masum aşkları, hüzünleri, çaresizliği, umutsuzluğu ve hemen yanı başında dikilip duran umudu ve sinema tutkusunu merkeze alan son derece şiirsel, aynı zamanda yalın bir film. Film, 23. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde ‘En İyi Türk Filmi’ ödülünün ardından, San Sebastian Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nün ardından 26. Montpellier Akdeniz Filmleri Festivali’nde büyük ödül olan ‘Altın Antigone’nin de sahibi oldu. Filmin 19-28 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Selanik Film Festivali’nde de ödül alması bekleniyor. Tüm kadroyu amatör oyuncuların oluşturduğu film (büyük çoğunluğunu köy halkının desek daha doğru olur) dijital kamerayla çekildikten sonra 35 mm sinema filmine aktarılmış. Doğal mekanlarda ve olabildiğince doğal ışıktan yararlanarak çekilmiş filmde optik yoldan gerçekleştirilen özel efektler de kullanılmış. Filmin genel yapım sorumlusu ise ‘Neredesin Firuze’ filminden tanıdığımız Ezel Akay. Bu bağımsız projenin hayata geçirilmesinde büyük desteği olduğu için o da büyük bir alkışı hak ediyor.

Bolu yöresinin içli türküsü ‘Beyaz Giyme Toz Olur’la başlıyor film. Ve güzelim türkü film boyunca fon müziği olarak devam ediyor. Çaresizliğin, yoksulluğun ama umudun filmini yapmış Uluçay. Her anlamda ‘onca yoksulluk varken’ sinema yapmış. Allı pullu Hollywood filmleri ve gişeyi hedefleyen saçma sapan şımarık yerli prodüksiyonların yanında altın değerinde olan Ahmet Uluçay’ın bu şiir tadındaki filmine kayıtsız kalmayın lütfen. Gidin sinemaya ve bu cesur adamın, ömrünü adadığı, her şeyini verdiği sinemasıyla tanışın ve onu, emeğini, çabasını alkışlayın. Çünkü bu çaba oldukça samimi ve gerçek. Her şeyin ötesinde de büyüleyici. (8.5/10)

 

KAFASI KARIŞIK BİR OLIVER STONE

Oliver Stone, tarihin ünlü kişiliklerinden birini, Büyük İskender’i perdeye taşıyor.

BÜYÜK İSKENDER (Alexander)

Yönetmen : Oliver Stone

Senaryo : Oliver Stone, Christopher Kyle, Laeta Kalogridis

Oyuncular : Colin Farrell, Angelina Jolie, Val Kilmer, Anthony Hopkins, Jared Leto

2004 / ABD-Almanya-Hollanda-İngiltere ortak yapımı

İngilizce / 175 dk.

M.Ö. 356 ile 323 yılları arasında hüküm süren Makedon imparator İskender (Alexander the Great), döneminde bilinen dünyanın yüzde doksanı demek olan Batı Asya’yı fethetmiştir. Bunu yaptığında henüz 25 yaşındadır. Hiç kaybetmemiştir ve kaybetmeye niyeti yoktur. Çölleri ve dağları aşarak düşmanların karşısına dikilir.

Ünlü komutan, imparator, sanat aşığı ve ilk hümanistlerden biri olan Büyük İskender, usta yönetmen Oliver Stone’un bakışıyla beyazperdede. İskender rolünü İrlandalı aktör Colin Farrell üstlenmiş. Kral Phillip rolünde ise Val Kilmer var. Angelina Jolie, Jared Leto ve dev aktör Anthony Hopkins büyük prodüksiyonun diğer önemli isimleri. Yunan asıllı emektar besteci Vangelis uzun bir aradan sonra besteleriyle karşımızda. İçerdiği görkemli savaş sahneleri ve ‘eşcinsellik’ değinileriyle bir hayli ilginç olan filmin adı şimdiden Oscar’lar için geçiyor. 150 milyon dolara mal olan film, titiz bir sanat yönetimi de içeriyor. Fakat yine de eski Oliver Stone filmlerini düşünecek olursak, bu film onların çok gerisinde. Kurgusuna karışılmış! İzlenimi uyandıran yapım sanki biraz aceleye gelmiş. Stone’un kafası karışık sanki. Savaş sahnelerine söylenecek laf yok, birinci sınıf, fakat metin fazla edebi ve görüntülerle desteklenmiyor. Anlatıcı çok ön planda ve sanki filmde çok fazla tarihi bilgi var. Stone filmografisi içinde dramatik açıdan zayıf olarak özetlenecek tarihi epik yapım yine de haftanın önemli filmlerinden. (6.5/10)

17. YÜZYILDA TİYATRO VE AŞK

Usta oyuncu kadrosu ve görkemli bir sanat yönetiminin gövde gösterisi yaptığı film sezonun en iyi yapımlarından

SAHNE GÜZELİ (Stage Beauty)

Yönetmen : Richard Eyre

Senaryo : Jeffrey Hatcher

Oyuncular : Billy Crudup, Claire Daines, Rupert Everett, Tom Wilkinson, Ben Chaplin

2004 / İngiltere yapımı

İngilizce / 110 dk.

İngiltere’nin en gözde kadını Edward ‘Ned’ Kynaston, kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu 17. yüzyılda kadın rollerine çıkan bir aktördür. Kral II. Charles aynı eski trajedilerin aynı yaşlı oyuncular tarafından canlandırılmasından oldukça sıkılmıştır. Sonunda kraliyete sunulacak oyunlarda artık kadın rollerinin kadınlar tarafından oynanmasını ister. Kynaston’un genç ve güzel kostümcüsü Maria da bu habere çok sevinir ve sahneye adımını atma kararı alır. Bu karar aynı zamanda, Londra sahnelerini altüst edecek bir skandalın ateşini yakar. Aynı zamanda Maria, Kynaston’a aşıktır.

Dev bir oyuncu kadrosunu barındıran İngiliz filmi, sanat yönetimi açısından da birinci sınıf. Başroldeki Billy Crudup, kelimenin tam anlamıyla mükemmel. Tiyatrodan beslenen film, Batı medeniyetinin gelişiminde tiyatronun önemli işlevinin de altını çiziyor. Yedinci sanat tutkunları için mutlak görülmesi gerekli bir film “Sahne Güzeli”. (7.5/10)

 

ÖZEL VE İNCE BİR FİLM

Gerilim ve erotizm içeren film, oldukça ince, özel ve zeki bir senaryoya sahip

İHTİRASIN BEDELİ (Sotto Falso Nome)

Yönetmen : Roberto Ando

Senaryo : Roberto Ando, Salvatore Marcarelli

Oyuncular : Daniel Auteuil, Anna Mouglalis, Greta Scacchi, Michael Lonsdale

2004 / İtalya-İsviçre ortak yapımı

Fransızca-Lehçe / 102 dk.

Ünlü Fransız aktör Daniel Auteuil’ün başrolde olduğu erotizm ve gerilim unsurları içeren dram bir hayli ilginç. Senaryo oldukça zeki ve özenle kaleme alınmış. Film, geçtiğimiz Mayıs ayında Cannes Film Festivali’nin Eleştirmenler Haftası’nda gösterilmiş fakat fazla ses getirmemişti.

Kitaplarını Serge Novak takma adıyla yazan Boltanski, çok satan romanı ‘Bir Kış Yolculuğu’ sayesinde hatırı sayılır bir üne kavuşmuştur. Avukat olan güzel karısı ve evlenmek üzere olan üvey oğlu Fabrizio ile, Geneva gölü kıyısındaki lüks bir evde yaşamaktadır. Capri adasına, Fabrizio’nun düğününe giderken teknede Mila adlı güzel bir kadın ile tanışır ve geceyi kadınla birlikte geçirir. Ertesi gün, düğünde Boltanski’yi bir sürpriz beklemektedir. Üvey oğlunun evleneceği kadın Mila’dan başkası değildir. Mila’yı bir saplantı haline getiren Boltanski, aynı zamanda asistanı olarak çalışmaya başlayan genç kadınla ilişkiye devam eder. Tam bu sırada biri Boltanski’ye şantaj yapmaya başlar. Şantajı nedeni sadece yasak ilişkisi değil, geçmişindeki karanlık bir gerçektir.

Dramatik yapısının sağlamlığı ve özel senaryosuyla hayli dikkat çekici olan film, sadece Auteuil hayranlarına değil, keskin dramlardan hoşlanan her sinemasevere önerilir. (7/10)

İTALYAN FİLMİNDE TÜRK OYUNCU

Mehmet Günsur’un başrolde olduğu bir İtalyan filmi.

İTALYAN (L’Italiano)

Yönetmen : Ennio de Dominicis

Senaryo : Ennio de Dominicis, M. Luisa Fusconi, Varo Ventura

Oyuncular : Mehmet Günsur, Sonia Aquino, Luca Lionallo, Francesco Carnelutti

2002 / İtalya yapımı

İtalyanca / 90 dk.

Ağustos 1991. Rejimin çöküşünün ardından Arnavutluk kargaşa içindedir. Ülkenin yaşadığı belirsiz durum, binlerce insanı ülkeyi terk etmeye teşvik eder. Yarı İtalyan Giorgio’da binlerce Arnavut gibi çareyi ülkeyi terk etmekte bulur. İtalya’da yaşayan büyükbabasını bulacak ve kendine yeni bir yaşam kuracaktır. Ancak işler planladığı gibi gitmez. İtalya girişinde yakalanan Giorgio önce göçmen kampına gönderilir. Oradan kaçmayı başardıysa da büyükbabasının öldüğünü öğrenir. Genç adam yılmaz ve kendisine bir iş bulur. Çobanlık yaptığı köyün öğretmenli Luisa ile aralarında bir ilişki başlar. İki aşık kısa süre sonra ayrılmak zorunda kalırlar. Birbirlerini tekrar görmeleri için aradan 8 yıl geçmesi gerekir.

Başrol oyuncusu bir Türk olan 2002 tarihli İtalyan filmi, 2 yıl gecikmeyle sinemalarda. Yakışıklı ve yetenekli aktörümüz Mehmet Günsur’un başrolü oynadığı film, macera soslu aşk filmi tutkunlarına ilginç gelebilir. Film, Günsur’a seyirci olarak sahip çıkmak ve Avrupa sinemasında bir Türk aktörü izlemek açısından ayrıca önemli. (4.5/10)