Ana sayfa

VİZYONDA BU HAFTA (17 ARALIK 2004)

 

TEDİRGİN EDİCİ POLİTİK GERİLİM

“Mançuryalı Aday”, 1962 tarihli John Frankenheimer imzalı filmin yeniden çevirimi

MANÇURYALI ADAY (The Manchurian Candidate)

Yönetmen : Jonathan Demme

Senaryo : Daniel Pyne, Richard Condon, Dean Georgaris

Oyuncular : Denzel Washington, Meryl Streep, Lies Schreiber, Jeffrey Wright

2004 / ABD yapımı

İngilizce / 130 dk.

Birinci Körfez Savaşı sırasında Kuveyt’te yüzbaşı olarak görev yapan Binbaşı Marco, Amerika’ya döndükten sonra Silahlı Kuvvetler’in halkla ilişkiler departmanına atanmış, seminerlerde savaş sırasında yaşanmış olayları, kahramanlıkları abartarak anlatmaktadır. Seminerlerde, komuta ettiği bölüğün Kuveyt çöllerinde düşürüldüğü pusuda yaşadıklarının üzerinde önemle durur. Şeref Madalyası ile ödüllendirilen Çavuş Shaw’un kahramanlığı sayesinde bölüğün nasıl kurtulduğunu anlatarak Shaw’un şöhretini artırır. Oysa gece yatağa yattığında ürkütücü kabuslar görmektedir. Kabusunda gördükleri anlar, savaş sırasına aittir ve yaşadıklarından oldukça faklıdır. Shaw büyük bir kahraman değildir kabuslarında, tam aksi… İhtiras sahibi kötücül bir kadın olan senatör annesinin desteğini arkasına alan Shaw, Amerikan Başkan Yardımcılığı’na adaylığını koyduğunda Marco’nun kuşkuları iyice artar. Olayları ve geçmişi kabuslarına dayanarak araştırmaya başlayan Marco, inanılmaz gerçeklerle karşı karşıya kalır.

1962 yılında ünlü yönetmen John Frankenheimer’ın çektiği ve başrolünde Frank Sinatra’nın olduğu Manchurian Candidate çok beğenilmiş bir klasik olarak kabul edilmişti. 2004’te bu kez yönetmen koltuğunda Oscar’lı Jonathan Demme var. Denzel Washington ve Meryl Streep de başrolü paylaşıyorlar. George W. Bush’un yeniden başkan seçildiği bir dönemde vizyona girmesi oldukça ilginç bu filmin. İnsanın aklına Bush’un da ‘Mançuryalı Aday’ olabileceği kuşkusu düşmüyor değil. Her yönüyle nitelikli politik gerilim izlenmesi gereken bir yapım. (7.5/10)

OLAYLI TÜRK FİLMİ

Galasında yaşanan yangınla gazetelerin birinci sayfasına taşınan yerli film “Büyü” olaylı bir şekilde vizyonda.

BÜYÜ

Yönetmen : Orhan Oğuz

Senaryo : Şafak Güçlü, Servet Aksoy

Oyuncular : İpek Tuzcuoğlu, Ece Uslu, Özgü Namal, Dilek Serbest, Nihat İleri

2004 / Türkiye yapımı

Türkçe / 90 dk.

İstanbul’dan Mezopotamya bölgesine giden bir arkeoloji ekibi, Artuk’lulardan kalma bir elyazmasını aramaktadır. Ekipteki bir kadın, yakın bir arkadaşı olan evli bir kadının kocasıyla olabilmek amacıyla arkadaşının ölümü için büyü yaptırır. Yapılan bu büyüyle birlikte, bölgenin uyuyan laneti tekrar su yüzüne çıkar. 700 yıl önce, bir büyücü kadının yaptığı büyüler yüzünden masum çocuklar ölmüş, bu olay üzerine tanrı bölgeyi lanetlemiştir. Yeniden ortaya çıkan büyü bakalım nasıl engellenecektir.

Konusundan çok çekim aşamasında yaşanan aksiliklerle ve en son Salı akşamı Galasında çıkan yangınla gündeme gelen film sanırım epey konuşulacak. Salı akşamı Galasının yapıldığı Dolmabahçe’de bulunan G-Mall sinemasında çıkan yangın, filmi Türkiye’nin gündemine getirdi. Sinemanın girişine kurulan korku tüneli adlı dekorun mumlarla tutuşmasından çıktığı açıklanan yangın, filmi bütün ülkeye tanıttı. Gazetelerin baş sayfalarından, ana haber bültenlerinin ilk haberine kadar yükselen ve büyük sansasyon yaratan film, konusundan çok başına gelen bu kötü anlarla anılacak. Türkiye’de çekilen nadir korku filmlerinden olan Büyü, belki kendi korkunç olmasa da, galasında çıkan yangınla gerçek bir korku klasiğine dönüşecekti az kalsın. Bu felaket, tatsız ve kötü de olsa film için bir reklam olacak belki de. Can kaybı olmaması en büyük avuntu.

JAPON KORKU SALGINININ SON ÜRÜNÜ

Son yıllarda birçok örneğine rastladığımız ve seyirci tarafından ilgi gören Japon korku furyasının son ürünü olan film Hollywood katkılı.

GAREZ (The Grudge)

Yönetmen : Takashi Shimizu

Senaryo : Stephen Susco, Takashi Shimizu (orijinal senaryo)

Oyuncular : Sarah Michelle Gellar, Jason Behr, Clea Duvall, Bill Pullman

2004 / Japonya-ABD ortak yapımı

İngilizce / 91 dk.

Karen Davis, Japonya’da eğitimini devam ettiren, aynı zamanda gönüllü sosyal görevli olarak çalışan bir Amerikalı’dır. Yaşlı bir kadının bakımını üstlenmek üzere geldiği evin hayaletlerle dolu olduğundan habersizdir genç kadın.

Japon yönetmen Takashi Shimizu 2003 yılında ülkesinde Ju-on adında bir korku filmi çeker. Japon korku sinemasına ve gişede getirdiği paraya meraklı Hollywood’lu yapımcılar Takashi Shimizu’yu aynı filmi yine Japonya’da Amerikan sermayesiyle çekmesi yönünde ikna ederler. Ve Sam Raimi’nin yapımcılığında film gerçekleşir. Amerikalı aktörler, aynı mekanda geçen yeni filmde Japon meslektaşlarının yanında boy gösterirler ve ortaya yüzlerce örneği olan (ama bu kez vasatın altında) korku filmlerinden biri daha çıkar. Türün meraklıları ve genç izleyicilerin rağbet edeceklerini düşündüğüm film için şöyle bir not düşmeden geçemeyeceğim: Şu siyah saçlı Japon kadın hayaletler artık çok oldu, duvarın içinden, eviyenin altından, çarşafın arasından neredeyse insanın apış arasından çıkıp korkutuyorlar milleti. (2.5/10)

JAPON KÜLTÜRÜNDEN BESLENEN DRAMATİK AKSİYON

Çağdaş Japon sinemasının ustalarından Takeshi Kitano’dan incelikli bir film

ZATOICHI

Yönetmen : Takeshi Kitano

Senaryo : Takeshi Kitano (Kan Shimozawa’nın romanından)

Oyuncular : Takeshi Kitano, Tadanobu Asano, Michiyo Ookusu, Gadanukanaru Taka

2003 / Japonya yapımı

Japonca / 116 dk.

Çağdaş Japon sinemasının ustalarından Takeshi Kitano imzalı film, ilerde gerçek bir ‘kült’ olarak anılacak, çok önemli bir yapım. Japon kültürünün en ince ayrıntılarıyla bezenmiş senaryo, Japon müziği, dansı hatta kukla tiyatrosundan esintiler taşıyor. Yönetmen/aktör Kitano, çoğu filminde olduğu gibi yine başrolü üstlenmiş. Kan Shimozawa’nın Zatoichi adlı romanı 60’ların başından itibaren yirmiden fazla filmle beyazperdeye yansımıştı. Kitabın ve ondan uyarlanan filmlerin baş karakteri Zatoichi (Japonların Battalgazi’si) Kitano’nun elinde farklı bir kimliğe bürünmüş.

Eski bir samuray, aynı zamanda gezgin ve kör bir masaj ustası olan Zatoichi’nin yolu günün birinde bir kasabaya düşer. Kasaba halkına kabus dolu günler yaşatan bir gangster çetesi ortalıkta terör estirmektedir. Zatoichi kasabaya gelir gelmez kendini kanlı bir savaşın ortasında bulur. İntikam peşinde koşan iki kardeş, sevgilisi uğruna gangster çetesinin kiralık katilliğini yapan bir ronin (sahipsiz samuray), kumarbaz bir adam ve onun yaşlı teyzesi, Zatoichi’nin dünyasına girerler ve öykünün bir parçası olurlar.

Japon kültüründen derinlemesine beslenen gerçekten çok iyi bir film var karşımızda. Özellikle son bölümdeki dans gösterisine dikkat. (8.5/10)

SEVGİLİLER, AİLELER, ARAPLAR VE YAHUDİLER

“İnsanlık Hali”, İspanya-Arjantin ortak yapımı bir romantik komedi

İNSANLIK HALİ (Seres queridos)

Yönetmen : Dominic Harari, Teresa Pelegri

Senaryo : Dominic Harari, Teresa Pelegri

Oyuncular : Norma Aleandro, Guillermo Toledo, Maria Botto, Marian Aguilera

2004 / İspanya-Arjantin ortak yapımı

İspanyolca / 90 dk.

Leni Dalinsly, nişanlısı Rafi’yi, annesi, erkek delisi kız kardeşi, kız kardeşinin tam tersi sekiz yaşındaki kızı, yeni Ortodoks olmuş erkek kardeşi ve kör büyükbabası ile tanıştırmak üzere eve getirir. Leni için her şey mükemmel gitmektedir, ta ki Yahudi ailesi nişanlısının bir Filistinli olduğunu öğrenene dek.

Filmin yaratıcılarına göre bir Yahudiyle Filistinli’nin birbirlerini sevebileceğini hatırlatmak, gelecekte aradaki sorunların sevgi yoluyla çözülebileceğini ve herkes için hala bir umut olduğunu göstermenin en iyi yollarından biri olarak düşünülmüş. Sevgililer, aileler, Arapkar ve Yahudiler arasındaki ilişkileri inceleyen “İnsanlık Hali”, oldukça iyimser ve komik bir romantizm öyküsü.

İTALYAN USULÜ BİR AŞK ÖYKÜSÜ

Serra Yılmaz’ın da küçük bir rolde gözüktüğü İtalyan filmi aşk üzerine romantik bir dram

VANİLYA VE ÇİKOLATA (Vaniglia e cioccolato)

Yönetmen : Ciro Ippolito

Senaryo : Franco Ferini, Ciro Ippolito

Oyuncular : Maria Grazia Cucinotta, Roberta Aliberti, Massimo Carradonna, Serra Yılmaz

2004 / İtalya yapımı

İtalyanca / 110 dk.

Penelope ve Andrea, on sekiz yıldır süren evliliklerinin sonuna gelmişlerdir. Kocasının ihanetini fark eden Penelope, kocasını ve üç oğlunu geride bırakıp evi terk eder ve büyükannesinin deniz kenarındaki evine yerleşir. O sakin ortamda, evliliklerini sınayacak ve geçmişin muhasebesini yapacaktır. Ancak işler umduğu gibi yürümez. Penelope ve Andrea, yaşamlarının en zor günlerini geçirmektedirler ve verilecek en zor kararlar onları beklemektedir. Sveva Modigliani Lineages’in romanından uyarlanan “Vanilya ve Çikolata”da “Postacı / Il Postino” filminin güzel yıldızı Mariz Ganzia Cuccinotta’yı bir kez daha izleme şansı bulabileceğiz.

İtalyan usulü romantik filmlerden, özellikle ağdalı aşk filmlerinden hoşlananların keyif alacağı filmde Türk oyuncu Serra Yılmaz’ı da küçük bir rolde izleyebileceğiz.